Klasik Gitarın Tarihçesi




Klasik Batı müziği nin yanı sıra jazz, rock, metal gibi birçok müzik tarzı için önemli bir enstrüman olan g, biçim olarak sekiz sayısını andırır. Kaliteli ağaçtan elde edilen bu çalgının gövdesinde rezonans deliği bulunmaktadır. Akort mekanizmasının bulunduğu sap, gövdeye sabitlenmiştir, gitarın gövdesindeki eşikten, sapında yer alan akort kulaklarına kadar gerilmiş altı tane tel bulunmaktadır.

Bu tellerin üçü misinadan, üçü ise ipek üzerine geçirilmiş ince çelik telden elde edilir. Gitar, yumuşak tınıları olan bir müzik aletidir.

Bu enstrüman, kültürler ve müzik tarzlarıyla birlikte evrimini geçirmiştir. İspanya’da flamenco g; İspanyol kültüründe, geleneğinde, felsefesinde, dansında, sevincinde, hüznünde ve aşkında önemli bir yere sahiptir. Hitit ve Asur medeniyetlerinin kalıntılarının incelenmesiyle, telli çalgıların İran yoluyla Arap medeniyetine geçtiği tespit edilmiştir. Arapların İspanya’yı fethinin ardından g, Avrupa’ya adım atmış ve kıta enstrümanla tanışmıştır.

12. yüzyılda Doğu ve Latin ülkelerinde Mandola adını alan g; 13. yüzyılda El Vihuela olarak tanınmış, 14. yüzyılda ise Guitern ismiyle anılır. 15. yüzyıla gelindiğinde Avrupa’da Lavta olarak icra edildiği tarihçiler tarafından belirtilir. 16. yüzyılın ortalarında lavtalir ile İngiliz ve İspanyol saraylarında birçok beste yapılmıştır. 1562-1626 seneleri arasında yaşamış olan John Dowland, o döneme dair anılan önemli lavtalir icracılarından biridir. 16. yüzyılın sonlarında, barok dönem dahilinde kullanılan g beş tellidir. 18. yüzyıla kadar g sistemi, Tabulatur adı verilen akor sistemi, parmak pozisyonlarını gösteren alfabetik tonalitelerle ilk metoduna ulaşır.

18. yüzyılda Fernando Sor’un icra ettiği romantik gitar dersi ile günümüzde kullanılan g aynıdır. Bu yüzyılın sonlarına doğru enstrüman tüm Avrupa’da yaygınlaşır ve Fransa Kralı IV. Şarl himayesine aldığı müzisyenlerle birçok gitarist yetiştirir. Keman virtüözü ve besteci olarak bilinen Paganini, o dönemin en önemli g çalanlardan birisidir. Carulli, Schubert, Beethoven, Berlioz, Gragnani, Diabelli, Coste gibi önemli isimler, yazdıkları klasik eserlerle gitarın klasik müziğe adım atmasını sağlamışlardır. İspanyol g virtüözü Fernando Sor yetiştirdiği öğrencilerin yanı sıra, pek çok sonat, etüt ve varyasyon yazmıştır. Bu dönemde yetişmiş olan önemli kişiler olarak; Sor, Huartas, Tostado, Fossa, Aquado isimleri sayılabilir. 20. yüzyılda ise; Segovia, Llobet, Diaz, Anido, Tarrega, Pujol gibi müzisyenler, g denilince ismi anılması gerekenlerdir. Tarrega, Bach ve Beethoven’ın eserlerini g için düzenlerken; ilk naylon teli Diaz kullanmış; Segovia ile birlikte gitarı dünyaya tanıtmıştır.

Bu sürece kadar g, Amerika’nın folk müziğinde ve Avrupa’nın türkü formunda kullanılmaktaydı. 19. yüzyılla birlikte enstrüman üzerinde birkaç değişiklik daha icat edildi. Gövde genişletildi, derinliği azaltıldı, göğsü kapayan ağaç inceltildi. Göğüs kapağını destekleyip sesin parlaklığını artıran çıtalar sayesinde eşik sisteminde de değişiklikler meydana geldi ve bu son gelişimle klasik g, evrimini tamamlamış oldu.

İstanbul Müzik Akademisi’nde gerçekleşen gitar kursu eğitimleri, ünlü klasik g sanatçısı Hüsrev İsfendiyaroğlu denetimindedir. Klasik g dersleri için; 0212 292 65 35 no’lu telefondan detaylı bilgi edinebilirsiniz.